Ana içeriğe atla

Başarıyı Herkes Üstlenir Peki Ya Başarısızlık?

Buralara yazmayalı uzun zaman olmuş. Türk siyasi hayatı tarif ve takip etmesi zor her bir bireyi derinden etkileyen günlerden geçiyor. Siyaset kavramının bariz bir şekilde değiştiğini de aslında bu günlerde çok iyi görüyoruz. Önceleri siyasi yaşamda gelişen olayların geniş kitlelere etkisi olurken ve toplumun her kesimine etkisi olmazken, bugün en ufak bir olayın toplumun hemen hemen her kesiminde yaşayan bireylere ayrı ayrı etkisi oluyor. 

En son geçirdiğimiz 14-28 Mayıs Genel Seçimin yankısı ve sancısı halen sürerken yerel seçimlere doğru gidiyoruz. Geçirilen bu seçim birçok açıdan Türkiye için ilkleri ve önemli kırılmaları bünyesinde taşıyordu. Seçim öncesi, sırası ve sonrası süreçler detaylıca ve dikkatlice analiz edilmesi gerekirken ne yazık ki bu analizlerin sorumlularının büyük bir kısmının partizanca bir tavır takınmaktan kendilerini alamadıkları gerek yazılarında gerek çıktıkları programlarda görülüyor. Bu tarz eleştiri ve yorumlarla gerçek hatalar dolayısıyla da çözümleri görülemez. Genel olarak bizim ülkemizde siyasi partilerin düştüğü yanılgı bu oluyor. Ana sorunun etrafında dolanıp vakit ve emek kaybedip kimi zaman geçici, kısa vadeli çözümler kimi zaman da sorunla alakasız değişiklikler üreterek durumu örtbas etme yoluna gidiyorlar. Ya bilerek bu yolu tercih ediyorlar ya da gerçekten sorunun ne olduğunu göremiyorlar. Hangisi olursa olsun vahim bir durum ve ana sorun hiçbir zaman çözülemiyor.



Bu çıkmazın demokrasinin bir güvencesi olarak gördükleri muhalefet partilerinde de görülüyor olması seçmen gözünde siyaset olgusunu daha da itibarsızlaştırıyor. En basit örnek, Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrası istifasının istenmesi ve karşılığının bulunmaması. CHP içinde yaşanan karışıklıklara, seçim öncesi ve sonrasında ittifak üyelerinin takındıkları tutumlara değinmeyeceğim. Fakat genel olarak bir iletişim problemi yaşandığı ve krizlerin çok da iyi yönetilemediği aşikar. Bunun yanı sıra her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu bu seçim kampanyasıyla toplumun farklı kesimlerini en çok birleştirebilen lider konumuna gelmiş olsa da ortada ciddi bir başarısızlık söz konusu. Millet İttifakı veya altılı masa üyeleri birçok kararı ve stratejiyi ortaklaşa verdiler, dolayısıyla başarısızlığı da beraber üstlenmeliler. Demokrasinin gereği olan, istifa ve yönetim değişiklikleri ittifak üyesi bütün partilerde söz konusu olmalı. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fransız Lüksünün Pazarlama Atağı ve Sanatın Aracılığı

Fransız lüks markalarının temsilcisi Comité Colbert’in CEO’su Elisabeth Ponsolle des Portes, 11 Ocak 2013 günü Fransız Sarayı’nda düzenlenen basın açıklamasında “Türkiye, bölgede lüksün yeni merkezi olarak öne çıkıyor” sözüyle çıktı karşımıza. Fransız lüks yaşamının kısaca tarihinden ve bu yaşam tarzının küresel bazdaki geleceğinden bahsedildi. 1643 – 1715 yılları arasında tahtta kalan XIV. Louis ve dönemin Maliye Bakanı Jean Baptiste Colbert, Fransa’yı dünyanın kalite ve lüks yaşamın merkezi yapmayı amaçlarlar ve lüks ithalatı yasaklayıp ihracatı arttırırlar. II. Dünya Savaşı sonrası yeniden güçlenmek ve Fransa’yı tekrardan lüksün merkezi haline getirmek amacıyla, ismini Fransa’nın kültür ve üretim merkezi haline gelmesinde büyük rol oynayan Maliye Bakanı Colbert’den alan, Comité Colbert 1954 senesinde kurulur. Kuruluşunda 14 üyesi bulunan Comité Colbert’in bugün; Baccarat, Chanel, Christian Dior, Hermés, Lacoste, Lancôme, Louis Vuitton, Yves Saint Laurent gibi farklı sektörlere me...